HASED


HASED
Başkasının iyi hallerini veya zenginliğini istemeyip, kendisinin o hallere veya zenginliğe kavuşmasını istemek. Çekememezlik. Kıskançlık. Kıskanmak.(Hasedin çaresi: Hâsid adam, hased ettiği şeylerin âkıbetini düşünsün. Tâ anlasın ki, rakibinde olan dünyevi hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet; fânidir, muvakkattır. Faidesi az; zahmeti çoktur. Eğer, uhrevi meziyetler ise; zâten onlarda hased olamaz. Eğer onlarda dahi hased yapsa, ya kendisi riyakârdır; âhiret malını dünyada mahvetmek ister. Veyahut mahsudu

Yeni Lügat Türkçe Sözlük . 2009.

Look at other dictionaries:

  • hased — (A.) [ ﺪﺴﺣ ] kıskançlık. ♦ hased etmek kıskanmak …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • HAŞED — İnsan topluluğu, cemaat …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MAHKUD — Hased edilen, hased olunan …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MUHASEDE — (Hased. den) Birbirini çekememe, hased etme, kıskanma …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • güni — hased, kıskanc …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ENİT — Hased etmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HUSSAD — Hased edenler. Kıskananlar …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HÂSİD — Hased eden, kıskanan …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • KETİFE — Hased. * Kapıya çakılan yassı büyük demir kilit …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • ME'NUT — Hased olunmuş kişi, mahsud …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük